Kerpiç Evin Anlattıkları



Kerpiç Nasıl Yapılır?
Kadının tabağı, önce dallarla örüp üzerine çamur sıvayarak yaptığı söylenir. Buna, Eskişehir’in Yazılıkaya’sındaki, hemen Yazılı Kaya’nın önündeki evde; bu yöntemle yapılmış bir küfe görünce inandım. Böyle taşıyıcı olmayan, ayırıcı duvarlar yapılması da doğal geldi bana… Dış yüzlerde ahşap çatkı arasına hımış dediğimiz yöntemle, dallarla yapılan örgüyü sıvamak biçiminde de yapılır. Almanya’da, kadın çorabı gibi uzun torbalar çamur doldurularak yapılan uzun sucukların kullanıldığını da gördüm.

Prof. Ruhi Kafesçioğlu hocamızın buluşu olan Alker (uygun çamura yüzde 10 alçı katılıp elde edilen karışım) gibi kalıpla dökülen uygulamaları da biliyoruz.

Ancak en çok kullanılan yöntem, tuğla gibi kalıplara dökülerek elde edilen kerpiç bloklarıyla duvar yapılmasıdır. Benim yapmaktan bildiğim de budur; size anlatacağım da budur.
Denizli yöresinde evin yatağı kazılır. Üstteki bitkisel toprak katmanı (30-40 cm) ayrılıp bir yere yığılır. Bu bitek toprak çok değerlidir. (1 santimetresinin oluşması için 300-1000 yıl gerekir. Bu toprağı çarçur etmek bilgisizlerin işidir.). Yapı bittikten sonra evin çevresine yayılır. Bu bitek toprak, kerpiç yapılacak toprağa karıştırılmaz.

Karıştırılırsa duvarda incir ağacı ya da otlar bitebilir.

Kazılan ev yatağından, bitkisel katman alındıktan sonra, çıkan toprak:
a. Olduğu gibi kerpiç yapımında kullanılabilir.
b. Çok yağsızdır (kil içeriği yetersizdir); içine yeterince yağlı toprak (killi) karıştırılıp kıvama getirilir.
c. Çok yağlıysa içine bu kez çorak toprak karıştırılarak kerpiç yapımına uygun duruma getirilir.
Toprak ıslatılarak çamur yapılır.
Bu çamurdan avuç içinde bir toprak yapılır. Bu toprak aşağı yukarı göğüs yüksekliğinden yere bırakılır.
a. Toprak hiç dağılmadan lök gibi yere oturursa gereğinden çok yağlı demektir. İçine yeterince çorak toprak karıştırılmalıdır.
b. Toprak paramparça dağılırsa gereğinden az yağlı demektir. Killi toprak karıştırılmalıdır.
c. Toprak çatlayıp yarılarak, çok dağılmadan yere oturursa kıvam doğru demektir.
Bu saptama için çok başka yollar da kullanılır…
Yörenin ustaları, çevredeki toprağı iyi tanıdıklarından nereden toprak alınırsa kerpiç yapımına uygun olacağını bilirler. Çamuru ellerine alınca pek de yanılmadan niteliğini size söyleyebilirler.
Uygun çamura saman karıştırılarak ayakla iyice çiğnenir, en az bir gün bekletilir.

Kimi yerlerde fındık, giderek ceviz büyülüğünde taş karıştırıldığını da gördüm. Örneğin Güre (Edremit)’de…

Yeterince bekletilen çamur kalıba dökülür, iyice sıkıştırılır. Çamurun kendini tutabileceği süre sonunda kalıp üstten çekip çıkarılır. Böyle böyle kerpiçler güneşe serilmiş olur.
Üst yüzleri kuruyunca bir yanına çevrilerek sırasıyla her yanları kurutulur.
Kısacası beş-altı günde (havanın güneşli olması durumuna göre kerpiç kesimi (Denizli bölgesinde deyimi budur) bitmiş, kerpiçler kullanıma hazır duruma gelmiş olurlar. Anlaşılacağı gibi bu işin yapılması yağmur mevsimine denk gelmemelidir.

Kerpicin Özellikleri
Gerek Güre’de (Batı Anadolu, Edremit Körfezi), gerek Sultanhan’da (Aksaray, Konya) özellikle kadınlarla görüştüm. Önceleri kerpiç evlerde oturup da sonradan yenilik, kolaylık adına tuğla evlere geçmiş olanlar durumlarından yakınıyorlardı: “Her yanımız ağrıyor, sızlıyor, bu evlere geçeli!”

Sultanhan’daki bir nine, bir süre sonra dayanamayıp bahçesine yeniden kerpiç bir ev yaptırmış, oraya geçmişti.


• Kerpiç, ortamın nemini dengeler… Çoksa alır, azsa verir, nemi insan için en uygun düzeye getirir. Rahat soluk alınır böyle bir odada, rahat uyunur. Bunu doğrudan kendi deneyimimden biliyorum.
• Nem belli yüzdeyi aşmadığı için, börtü böcek yaşamaz bu ortamda.
• Kerpiç, havanın kirliliğini alır… Örneğin, sigara içiliyorsa nikotini çeker. Havayı temizler.
• Kerpicin elde edilmesi için en az enerji tüketilir.
• Kerpicin radyoaktivitesi yoktur.
• Kerpiç doğayı kirletmez, onun kandolaşımı içindedir.
• Kerpiç, yapı yerinde üretildiği için taşınım gideri yoktur.
• Kerpiç ahşabı korur.
• Kerpiçin basınca dayanımı;
- (içinde saman yoksa) (kuru yoğunluk 1882 kg/m2) 22 kg’dır.
- yüzde 1 oranında saman varsa (kuru yoğunluk 1700 kg/m2) 14 kg’dır.
- yüzde 2 oranında saman varsa (kuru yoğunluk 1571 kg/m2) 13 kg’dır.
- yüzde 4 oranında saman varsa 1 (kuru yoğunluk 1247 kg/m2) 1 kg’dır.
- yüzde 8 oranında saman varsa 3 (kuru yoğunluk 872 kg/m2) kg’dır.

Çekmeye dayanımı ise aşağı yukarı basınca dayanımının onda biri ölçüsündedir.

Doğru olan, yerinden alınan kerpiç toprağı ile yapılan numunenin laboratuvarda bu değerlerinin saptanmasıdır.

Kerpicin Ölçüleri
Kerpiç’in ölçüleri deneme yanılma yoluyla değişip gelmiştir. Çayönün’de kerpiç önce dökme olarak kullanılmış. İki yana ahşap kalıp konulup içine dökülmüş kerpiç... Sonra
120 cm’ye dek varan ölçülerde bloklar olarak üretilip duvar örmede kullanılmış. Son evrede (Çayönü’nde 2500 yıllık bir süreç var) 40x40x10 cm, 40x30x10 cm ölçülerinde (analı kuzulu) kullanılmış (3). Daha önce de değindiğim gibi, örneğin Çatalhöyük’te 80-90 cm uzunluğa dek çıkmıştır boyutu. Besbelli bu büyüklükteki bir kerpici ancak iki kişi taşıyıp kullanılacağı yere getirebilirlerdi. Onu örecek (yerine yerleştirecek) olan da tek elle bu işi başaramazdı. Bu, çalışmada zorluk demektir; duvarı örmede daha çok kişinin gerekmesi demektir. Düzgün sonuç da kolay alınamaz. Sonradan boyutların küçülmesi de bunun böyle olduğunun kanıtıdır.
Aşıklıhöyük’te bulunan kerpiçlerin ölçülerinin 40x40 olduğunu Prof. Dr. Ufuk Esin söyledi.
Boğazköy’de 43-48x43x48x10 cm ölçüsündeki kerpiç kullanılmış (Rudolf Naumann) Troya’daki kerpiçler 40x60 cm ölçülerinde… Prof. Dr. Korfmanın saptadığı böyle…

Laodikya’da pişmiş toprak kaplama öğelerini 33x33 cm olarak ölçtüm. Denizli çevresinde, örneğin yatağan’da saptadığım ölçü de 33x16x9’dur. 16+16+1 cm (derz)=33 cm verir. Bu ölçülerle düzenli, sağlam (derz derz üzerine gelmeden) duvar örülebilir gerçekten. Ne var ki, 33x33 cm (ana), 33x16 cm (kuzu) ölçülerindeki kerpici tek elle kaldırıp duvara yerleştirmek duvarcı ustası için pek kolay değildir.

Benim kendi yapılarım için saptadığım ölçü (12+12+2 cm)=26x12x9 cm’dir. Bu ölçülerde kerpiç keserek bana deneme duvarı ören, ne yazık ki yitirdiğimiz Sabahattin Usta’ya göre de tam da bu ölçülerdeki kerpiçle en iyi çalışılabilmektedir. Bu denemeden sonra uygulamalarımı, tasarımlarımı hep bu ölçülerle yaptım.

Kerpicin Örülmesi
Tıpkı tuğlada olduğu gibidir. Alta örülen sırayla üste örülen sıranın derzleri üst üste gelmemelidir. Bir başka deyişle, kerpiçler birbirini ısırmalıdır. Eskiden “analı kuzulu” denildiği gibi, bir büyük (26x26 cm, ana) bir de küçük (26x13 cm, kuzu) kullanmaya da gerek yoktur. Denizli yöresinde olduğu gibi ben de hep tek ölçü (26x12x9 cm) kullandım.
Kerpiç Duvarın Berkitilmesi
Kerpiç; tuğla, taş gibi yalnızca basınca çalışabilir. Çekmeye dayanıksızdır.
Bu özelliği bilinmeden önce uzun süre, duvarın çekmeye de karşı koyabilmesi için ahşapla berkitilmesi yapılmamıştır.
Daha sonraları duvar, ortalama bir metre yükseklikte bir, merdiven biçiminde düzenlenmiş ahşap öğelerle (hatıl) çekme güçlerine de karşı koyabilecek biçimde berkitilmiştir.

Kerpicin Korunması
Kerpicin belki de tek kusuru suya karşı dayanıksız olmasıdır.
Bu nedenle bütün ayrıntılarda kerpicin su almamasına özen göstermek zorunludur.
Neolitik çağ yapılarında doğrudan toprağa oturtulan kerpiç duvarlar, daha sonra taştan su basman duvarına oturtulmuşlardır. Gerçekte taşduvar da çekme güçlerine karşı koyamadığı için onun da ahşap hatıllarla (ilk hatıl da hemen topraktan kurtulur kurtulmaz yapılıyordu) berkitilmesi, bir anlamda birarada tutulup dağılmasının önlenmesi sağlanıyordu. Örneğin Beycesultan’daki gibi (Denizli)...

Bugün temel duvarını doğrudan betonarmeyle yapıyoruz. Taş kullanılsa bile, altına, topraktan kurtulunca üstüne, betonarme hatıl yapıyoruz. Üste atılan betonarme hatılın da üstüne su yalıtımı yaparak suyun-nemin, kerpice ulaşmasını önleyebiliyoruz. Duvarın yüzeyinin de, hem su almasını önlemek, bunu yaparken de soluk almasını kesmemek gerekiyor.

Bunu denemek için ilk uygulamalarımdan biri olan Güre Yaz Okulu’nda değişik uygulamalar yaptım:
1. Duvarı gene kerpiç çamuru ile sıvadım (kaba ve ince) öylece de bıraktım (Kerpiç rengini, sevdiğim için…).
2. Sıvanın üzerine su almayı önleyecek saydam kimyasal sürdüm. Bu kimyasalın damladığı yerlerde ot bile bitmedi uzun yıllar… Uzun sürede su almama özelliğini de sürdüremedi. Ayrıca, çok pahalıya gelmesi bir yana, kerpicin doğallığı, zehirli bir gereçle hiçe indirilmiş oldu.
3. Sıvanın üzerine, ince sıvayı iyice döverek sıkıladıktan sonra kireç badana yaptım. Üç denemeden en iyi sonuç vereni bu oldu.
4. Duvarı geniş bir saçakla korudum. En iyi çözüm bu oldu.

Yapıda Kerpiç Çamurunun Kullanıldığı Başka Yerler
Neolitikten beri balçık, tabanda da kullanılmıştır. Bunun için kıvamına geldiğinde iyice dövülerek sıkılanmıştır. Ne var ki, kullanımla bozuldukça üzerine yeni bir katman eklemek zorunda kalınmıştır. Her ekleme odanın tabanını 4-5 cm yükseltmiştir. Böylece 15-16 eklemeden sonra odanın yüksekliği insan boyunu kurtarmaz olmuştur. Bu kez yapının duvarları da yıkılıp ortaya doldurularak bunun üzerine yeni bir yapı yapılmıştır.

Anadolu’da kent kent üstünde bulunmasının başlıca nedenlerinden biri budur. 80-90-100 cm’de bir, yeni uygarlık katmanı demektir bu…

Bu uygulama Denizli’de benim çocukluğumda bile sürmekteydi. Sıkılanan toprağın üzerine kireç badana yapılarak dayanması artırılmaya, tozması önlenmeye çalışılır. Bugün de Anadolu’nun birçok yerinde sürdüğünü sanıyorum.

Antalya’nın Kaleiçi’ndeki eski evlerinden öğrendiğim bir uygulama da, bol samanlı kerpiç çamurunun kiremit altı tahtasının üzerine sıva olarak uygulanmasıdır. Böylece:
• Hem iyi bir sıcak soğuk yalıtımı sağlanıyor.
• Hem de kiremit altı tahtasının çalışması sonucu çatı örtüsünün (yalıtımın, kiremidin) bozulması önlenmeye çalışılıyordu.

Ben bir çok çağdaş yapımda uyguladım bu yöntemi… Kerpiç çamurunu bulamadığım yerde de çimento (yüzde 75) ile alçıyı (yüzde 25) karıştırıp, bu karışıma kıtık ekleyerek elde ettiğim harcı kullandım. 1,5-2 cm kalınlığındaki bu harçla hem yalıtım için düz bir yüzey elde ettim, hem de kalıpta kullanılamayacak duruma gelmiş ahşabı kiremit altı tahtası olarak kullanabildim (çünkü kalınlık, yükseklik ayrımlarını da böylece önleyebiliyordum). Bu da önemli bir tutumsallık sağladı.

NOTLAR
1. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1997 verilerine göre köylerdeki 3.242.275 konut amaçlı yapıdan 1.238.038’i kerpiçle yapılmış.
2. Sayın Ufuk Esin’den alınan bilgi.
3. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’dan alınan bilgi.

Cengiz Bektaş

Alıntıdır: http://www.ekoses.com/ekolojikyasamportali/bpg/publication_view.asp?iabspos=1&vjob=vdocid,147951

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !