Son Yazılarım
- Roar Nehri Köprüsü
- İskandinav Hamamı
- Marks Barfield’ın Think Tank’i
- New York’un yeni konutları
- En yeni 14 konut projesi
- “Güzel Kent”te mimari
- “DAST”
- Avustralya’da Yeşil Kentleşme
- Azerbaycan’ın karbon nötr Zira Adası
- İstanbul’un ahşap evleri ‘oda oda üzüntü’ dolu
Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
Roar Nehri Köprüsü
Salı, Mart 10, 2009 · Kategori: MIMARI VE TEKNOLOJIK PROJE TANITIMI
Tarih:10 mart 2009 Kaynak: http://www.mimdap.org/w/?p=16676
Mimar: Explorations Architecture ve Buro Happold

İkonik, aynı zamanda da zarif bir köprü
İngiltere’nin Leicester kentinden geçen Roar Nehri üzeri için tasarlanan yaya ve bisiklet köprüsü, kendini taşıyan asma bir yapı. Kibarca kıvrılan güvertesi, dantelimsi yapısı ve oluklu profiliyle köprü, Soar Nehri üzerinde hem ikonik hem de zarif bir biçimde uçuyor. Köprü, sert ve sade görünümüyle geç Viktorya döneminin izlerini taşıyor. Aynı zamanda çevreye duyarlılığı ve son teknolojiyi kullanımıyla da oldukça modern. Yeni köprü, Abbey Meadows gelişiminin önemli bir sembolü ve tarih ile kentsel yenileme arasındaki bağlantı olacak.



Araziye nazik bir ekleme
Yapı, nehrin perspektif görünümüne en az miktarda etki yapacak şekilde tasarlandı. Nehir koridoru olgun ağaçlar ve yoğun nehir çalılarıyla kentin ortasında doğal bir yaşam sunan korunmuş bir alan. Basit kemerli bir köprü ya da nehrin üzerinde yükselen egoist bir yapı, bu güzel ve basit arazinin yarattığı etkiyi azaltabilirdi. Bunun yanında Abbey Meadows kenti, Ulusal Uzay Merkezi ve Viktoryen Su Kulesi gibi birkaç yapıyla tanımlanmış durumda. Yeni köprü bu yapılarla yarışmazken bu doğal çevreyi güzelleştirmeye katkı sağlamalıydı. Alçak tasarım yaklaşımı ise köprü güvertesinin yeşillikler arasından doğal bir biçimde yükselip yine aynı şekilde yeşillikler arasına uzanmasını sağlıyor.


Sinematik yapı
Köprü şekli iki geometrik şekil ile tanımlanıyor: yay biçimli bir güverte ve zincir biçimli profil. Çelikten yapılmış dış iskelet iki kıvrımı birleştirerek dinamik sanal bir hacim oluşturuyor. Bu yaklaşım ise akıllara Edward Muybridge ile Étienne-Jules Marey’in fotoğraflarını getiriyor. Bu ünlü 19. yy fotoğrafları doğal yaşama yaklaşım biçimini tanımlamış. Yayalar köprüyü yeni Wolsey meydanından görerek sinematik ancak sabit görüntüsünün tadını çıkarabiliyorlar.


Doğanın üzerine kurulmuş taraça
Yayalar ve bisikletliler ormanlık alandan gelerek ayaklı girişten geçiyor ve nehir koridorunun merkezine olaşıyor. Buradan herkes, camdan yapılmış şeffaf direkler sayesinde çevrenin güzelliğini rahatlıkla izleyebiliyor. Malzemeler, çağdaş, sakin ve zarif bir palet oluşturacak şekilde özenle seçildi.


Renkler ve son rötuşlarda şıklık
Köprü, kirli beyaz ile çok açık gri arasında renkleri barındıracak. Her bir malzeme hem estetik hem de yapısal olarak en üstün beklentileri karşılayacak biçimde seçildi. Prefabrik beyaz beton, kaliteli bir cila olması ve ayaklardan güverteye doğru bir süreklilik hissi yaratması amacıyla kullanılıyor. Boyanan çelik kısımlar ise sağlamlığı garanti altına almak amacıyla kullanılıyor.


Kaynak: Dezeen
Çeviri: Mimdap
İskandinav Hamamı
Pazartesi, Mart 9, 2009 · Kategori: MIMARI ve I_ MIMARI
Tarih:9 mart 2009 Kaynak: http://www.mimdap.org/w/?p=16599
Mimar: Saucier + Perrotte Architectes

Tarihi Montreal’in kalbinde yer alan İskandinav Hamamı Vieux-Montréal, vücudun tüm duyularına hitap eden bir termal terapi deneyimi sunan kent spa merkezidir.
Spa, yaklaşık yarım yüz yıl önce gerçekleşen büyük yangının ardından inşa edilen ve bugüne kadar depo işlevi gören bir binanın giriş katında yer alıyor.
Spaya, Commune Caddesi’nden girişte, cam zeminin üzerinde ince basamaklar üzerinden kat kat akan su görüntüleri süzerek, binanın önünden geçenlere, içeridekilerin gölge halinde siluetlerini gösteriyor.



Girişin hemen ardında, beyaz mozaik spanın ıslak mekanlarını tanımlıyor. Burada, binanın mevcut açıklıklarından giren ışık yanar döner cam kullanılarak içeri alınmış ve böylelikle ziyaretçiler için mahremiyet de yaratılmış. Hamam bölgesine gelen ışık, mekana duruluk, kullanıcılara ise huzur duygusu katarak parlıyor.


Projenin asıl bölümlenmesi sıcak ile soğuk yani daha çok bu koşullarla ortaya çıkan atmosfer yarattığı fiziki eğilim ile şekillendirilmiş. Buzlu yapıların beyaz, açılı kütleleri, volkanik taş yapısını andıran delikli yüzeylerle birleşerek, spanın vaat ettiği termo-terapi deneyiminin merkezini yaratıyor.
Spanın açık alanları, ziyaretçilerin keşfedeceği bir iç topografya biçiminde düzenlenmiş. Doğal bir arazide olduğu gibi yüzeylerdeki hafif dalgalar yumuşak eğimler oluşturuyor. Zemindeki boşluklar küçük su havuzlarına dönüşüyor. Belirli noktalarda yüzeyden yükselen hacimler sauna ve buhar odası gibi iç bölümleri oluşturuyor.
Brezilya ceviz ahşabından dalgalı tavan özel olarak nemli yerler için üretilmiş ve zeminin devamlılığını sağlamış.




Kendine has termo-terapik yapısıyla birlikte en önemli tasarım özelliği olan sesi ve kokusu, her bir ziyareti tam anlamıyla duyusal bir deneyim haline getiriyor. Taze meyve ve meyve suyu servisi yapılan bar da yuvarlak biçimiyle bu geziye katkı sağlarken aynı zamanda kullanıcıların koku ve tat alma duyularını tatmin edip dinlenmelerini sağlıyor.




Kaynak: ArcSpace
Çeviri: Mimdap
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Marks Barfield’ın Think Tank’i
Cumartesi, Mart 7, 2009 · Kategori: MIMARI ve I_ MIMARI
Tarih: 7 mart 2009 Kaynak: http://www.mimdap.org/w/?p=16555
Marks Barfield, Lincoln Kent Konseyi için yaptığı 7.1 milyon $’lık yenilik merkezini tamamladı.

3230 metrekarelik, 6 Nisan’da açılacak olan Think Tank adlı binanın, doğal ışık altında farklı açılardan farklı renk gözüken parlak bir cephesi bulunuyor.Binanın, Rockpanel tarafından yaratılan “Bukalemun” panel kaplaması, sabun köpüğünde de görülen yanardöner rengi yaratacak parlama gücü yüksek kristal bir katman kullanıyor.

Biyolojik çeşitlilik sunan yeşil çatı, Lincolnshire ovalarını canlandırmak için yapılmış ve binada, ağır yalıtımların karışımı, açık beton eşik ve sıcaklığı dengelemek için gece havalandırması bulunuyor.Yüzey kaynaklı ısıtma pompası, zeminden ısınmayı sağlıyor, çatı ışıkları ışıktan elektrik enerjisi üretebilen panellerin yerleştirilmesine uygun olarak ayarlanmış.
Merkezde 9 üretim atölyesi ve ortak bir merkez olarak da kullanılacak olan 21 ofis yer alacak.

Danışman ve iletişim ekibi de alanda firmaların öğrenciler ve akademisyenlerle fikir paylaşımını sağlarken aynı zamanda iş desteği de verecek.
Kaynak: BD Online
Çeviri: Mimdap
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
New York’un yeni konutları
Cuma, Mart 6, 2009 · Kategori: MIMARI ve I_ MIMARI
Tarih: 6 mart 2009 Kaynak: http://www.mimdap.org/w/?p=16514
Kohn Pedersen Fox (KPF) New York’ta konutun çıtasını yükseltiyor.

Manhattan’ın tarihi Greenwich Village bölgesinde konumlanan,batı ve güney batıdan ise 8. Cadde ve Greenwich Caddesi ile çevrelenen One Jackson Squre, giriş katında günün trendlerine uygun yerel moda mağazalarının yer aldığı 35 daireli lüks bir konut projesidir.

Bina, West Village’da, bölgenin çapraz ızgara sistemi nedeniyle biçimsiz bir alana yerleşerek Greenwich Village Tarihi Bölgesi’nin de içine giriyor. KPF’nin tasarımı bölgenin mimari çeşitliliğini arttırmayı ve bölgeleme kriterlerini göz önünde bulundurarak alçak ve yüksek binalar arasında geçişi sağlamayı hedefliyor. 6000 metrekarelik bir alana yayılan tasarım, kuzey yönünde 11 kata, güneyde ise 7 kata ulaşıyor.
Daha önce otopark olarak kullanılan alan, iki metro hattı üzerinde kalan 6 kenarlı bir yapıya sahip.

Geçen on yıl içinde KPF, özellikle tarihi alanlara yeni binalar entegre etme konusunda önemli projelere imza attı. Bu tip projelerde yeninin ağırlığı ile eskinin hafifliğini bir araya getiren bir strateji izledi. Bu yöntemle genellikle camın karakteristik özelliği olan transparanlık ve yansıtma yolu ile mimaride opaklık ve katılık arasında denge kuruldu.
Yansıma yoluyla cam, çevresini yeniden canlandırarak bir yandan da beton yapıları daha etkin biçimde kullanmayı sağlıyor.

KPF’nin genel Müdürü Paul Katz, bina ile ilgili, “Tasarım, tarih içinde aynı şekilde kalmamış olan Greenwich Village Tarihi Bölgesi’nin özel ruhu ve ölçeğinin gelişeceğini var sayıyor.” diyor. 24 saat concierge, vale otopark hizmetiyle birlikte, spor salonu, spa ve avlu gibi tesisleri de barındıracak olan One Jackson Square, LEED sertifikası almayı da hedefliyor.

Kaynak: World Architecture News
Çeviri: Mimdap
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
En yeni 14 konut projesi
Perşembe, Mart 5, 2009 · Kategori: MIMARI ve I_ MIMARI
Tarih: 5 mart 2009 Kaynak: http://www.mimdap.org/w/?p=16435
Emlakta çıkış yolu yeni projeler olarak görülüyor. İnşaat durgunluğu yeni projelerle aşmaya çalışırken, alım gücünü düşürerek eskiye göre daha uygun fiyatlardan satışa çıkıyor.
Ekonomik krizle birlikte büyük bir şok yaşayan emlak sektörü durgunluğu yeni yatırımlarla aşmaya çalışıyor. Bu kapsamda 2009 yılıyla birlikte yeni konut projelerini birbiri ardına devreye sokan inşaat firmaları aynı zamanda sundukları uygun ödeme seçenekleriyle de konut satışını artırmayı planlıyor. Mart ayında yapılacak yerel seçim öncesi düşen kredi faizlerinin de değerlendirmek isteyen inşaat firmaları kriz ortamındaki alım gücünü düşürerek daha uygun fiyatlar belirliyor. Bu da bazı projelerin beklenenin üzerinde ilgi göstermesine neden oluyor.
İşte en yeni konut projeleri…
Realistanbul
Türköz İnşaat, ittifak İnşaat ve Oliv Yapı ortaklığıyla İstanbul Merter’de yapılan Realistanbul projesi, 21 bin metrekare alan üzerinde 5 blokta 295 konuttan oluşuyor. 1+1 ile 3+1 arasındaki konutlar 74 ile 161 metrekare arasında değişik büyüklükte.

Realistanbul’da 74 metrekarelik 1+1 konutlar 175 bin liradan, 101 metrekare 2+1’ler 245 bin liradan 161 metrekare 3+1 konutlar da 403 bin liradan başlayan fiyatlarla satılıyor.Projede 72 aya kadar yüzde 0.99’dan başlayan faiz oranlarıyla konut kredisi kullanılıyor. Mart ayında başlayacak kampanya ile 1.000 TL ödenerek, yüzde 25 peşinat 24 ay sonra daire tesliminde 72 ay yüzde 0.99 faiz oranı ile ev sahibi olunabiliyor.
Cep sineması, çok amaçlı spor salonu, çevre düzenlemesi, Fin hamamı, fitness merkezi, spa bulunan projenin her bloğunda resepsiyon hizmeti, kapalı otopark, görüntülü intercom, 24 saat güvenlik, yüzme havuzu, kapalı çocuk oyun alanı, yürüyüş parkurları ile teniz kortu ve basketbol salonu yer alıyor. İstanbul’da Zeytinburnu, Bakırköy, Güngören ve Bahçelievler’in kesişme noktasında bulunan Realistanbul, metro, tramvay, metrobüs, deniz otobüsü, ve belediye otobüslerinin güzergahına çok yakın bir konumda bulunuyor.
Nishistanbul
Torunlar GYO ve Özyazıcı İnşaat’ın birlikte İstanbul Çobançeşme’de yaptığı Nishistanbul, 33 bin metrekare arsa üzerinde 4 bloktan oluşuyor. Toplam 134 bin metrekare inşaat alanı bulunan projede iki blokta 82 ile 186 metrekare arasında değişik büyüklükte 396 adet 1+1, 2+1 ve 3+1 tipinde rezidans daireler yer alıyor. Diğer iki bloğun 270 metrekare büyüklüğünde 125 ofise ayrıldığı Nishistanbul’ta blokların altında ise 63 metrekare ile 681 metrekare arasında 50 mağaza bulunuyor.

İnşaatı yüzde 25 oranında tamamlanan ve Temmuz 2010’da teslim edilecek Nishistanbul’da konut fiyatları 180 bin liradan başlıyor, 732 bin liraya kadar çıkıyor. Projede Akbank ve Garanti Bankası’ndan 18 aya faizsiz, 120 aya ise 1,19 faiz oranından konut kredisi kullanılıyor. Ofis fiyatlarının henüz belli olmadığı Nishistanbul’da, 130 metrekarelik mağazalar 557 bin liradan satılıyor.
Upcity
Teknik Yapı tarafından İstanbul Uğur Mumcu’da toplam 19 bin 323 metrekarelik arazide yapılan Upcity Flats’ta 340 adet daire bulunuyor. Daire büyüklükleri brüt 50 metrekare ile 120 metrekare arasında değişiklik gösteriyor. Projede 1+1 dairelerin fiyatı 79.700 ile 128.200 lira arasında, 2+1 dairelerin fiyatı 137.400 ile 190.600 lira arasında konum ve büyüklüğüne göre değişiklik gösteriyor. 3+1 dairelerin fiyatı ise 206.700 ile 236.200 lira arasında farklılık gösteriyor. Peşin alımlarda yüzde 10 indirim yapılan UpCity’de Ocak 2009’da başlayan inşaat Aralık 2011’de bitecek.

Projede Vakıfbank, Akbank, Garanti Bankası ve Finansbank ile uygun koşullardan kredi kullanma olanağı sunuluyor. Bu kapsamda yüzde 20 peşinat ödeyene 24 ay sıfır faiz, yüzde 50 peşinat ödeyene ise 48 ay sıfır faiz uygulanıyor.
Corner Apartments
Koytür İnşaat İstanbul Göktürk’te yaptığı Kemer Corner projesinden sonra aynı bölgede Corner Apartments projesine başladı. Proje 64 daire ve 8 dükkandan oluşuyor. 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 tipinde normal ve dubleks dairelerin bulunacağı projede konut büyüklükleri 75 metrekareden başlıyor, 240 metrekareye kadar çıkıyor.

Projede 186 bin 200 dolardan başlayan konut fiyatları, 600 bin dolara kadar çıkıyor. Corner Apartments’te 105 ile 132 metrekare arasında değişik büyüklükteki dükkanlar ise 370 ile 464 dolar arasındaki fiyatlardan satılıyor. Koytür İnşaatın diğer projeleri gibi birinci sınıf malzeme ve işçilikle imal edilen projede kapalı otopark, yüzme havuzu, jimnastik salonu ve sauna gibi sosyal donatılar yer alıyor.
Selective Kartal Evleri
Alper İnşaat’ın İstanbul Kartal’da yapacağı Selective Kartal Evleri, 5 bin 380 metrekare alan üzerinde, 18 katlı 2 blokta toplam 178 daireden oluşuyor. Projede 1+1 daireler 67, 71 ve 73 metrekare, 2+1 daireler 96 metrekare, 3+1 daireler 146 metrekare ve 4+1 daireler de 191 metrekare büyüklüğe sahip. Selective Kartal Evleri’nde banka kredisi kullanmadan 72 aya kadar finansman imkânı sunuluyor. Örneğin, 133 bin 500 liralık 67 metrekare 1+1 daire seçeneğinde uygulanan 72 aylık ödeme planında 13 bin 350 lira peşinat alıyor. Teslime kadar aylık 860 lira taksit ve 13 bin 350 liralık 4 ara ödeme daha alıyor. Teslimden sonra ise taksitler 950 liradan başlıyor. Toplamda 72 ayda daire için 150 bin 483 lira TL ödenmiş oluyor.

Mayıs 2010’da teslim edilecek ve E5’e 1 dakika mesafedeki Selective Kartal Evleri’nin örnek dairesi de hazırlandı. Sitede kapalı otopark, yüzme havuzu, fitness merkezi ve teleskop gibi donatılar bulunuyor.
Karat İstanbul
Sultanlar Yapı Endüstri A.Ş. tarafından İstanbul Sancaktepe’de yapılan Karat İstanbul projesi, 12 bin 200 metrekare arsa üzerinde toplam 7 blokta 128 konut ve 73 mağazadan oluşuyor. Projede konutların büyüklüğü 63 metrekareden başlıyor, 290 metrekareye kadar çıkıyor. 13 değişik tipte dairelerin bulunduğu Karat İstanbul’da fiyatlar 128 bin liradan başlıyor, 559 bin liraya kadar çıkıyor. Peşin alımlarda bu fiyatlar üzerinden yüzde 15 indirim uygulanıyor. Konutlar yüzde 30 peşinat, 60 ay vadeyle aylık taksitler 960 lira taksitle alınabiliyor.

İki etaptan oluşan projenin 3 blokluk ilk etabı Aralık 2009’da, 3 konut bloğu ve alışveriş merkezi bloğu da Nisan 2010’da tamamlanacak. Projede açık ve kapalı yüzme havuzundan fitness merkezine, saunadan spor alanlarına kadar tüm donatılardan site sakinleri ücretsiz olarak faydalanacak.
Feriköy Residence
Mütaş İnşaat ve Biberoğlu İnşaat’ın Feriköy’de inşa ettiği Feriköy Residence’de daire fiyatları 218 bin ile 666 bin lira arasında değişiyor. Uzun vadeli konut kredisiyle alınabilen dairelerin Haziran 2010′da teslim edilmesi planlanıyor. Yaklaşık 2 bin metrekarelik arsa üzerine kurulu tek blokta toplam 64 adet daireden oluşan Feriköy Residence’in ortak alanları içinde kapalı yüzme havuzu, fitness salonu, çocuk oyun alanı, kafe, sauna gibi tesislere yer veriliyor.

Merkezi konumuyla dikkat çeken Feriköy Residence, Mecidiyeköy’e 3, Nişantaşı ve Takim’e ise sadece 1 kilometre mesafede bulunuyor. Site ayrıca E5 karayoluna 600 metre, TEM otoyoluna 1.5 kilometre, Boğaziçi Köprüsü’ne 4 kilometre, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne 5 kilometre uzaklıkta yer alıyor. İstanbul’un en canlı ve alışveriş merkezlerinin en yoğun olduğu bölgelerine de çok yakın olan site, Cevahir alışveriş merkezine 2.5, Metrocity ve Kanyon’a 4, Profilo alışveriş merkezine ise 3.5 kilometre mesafede.
Vizyon Ataşehir
Teminat Grubu’nun Ataşehir’de yapımına başladığı Vizyon Ataşehir’de daire fiyatları 188 bin ile 450 bin lira arasında değişiyor. Büyüklükleri 85 ile 182 metrekare arasında değişen 1+1, 2+1, 3+1, 3+1 dubleks ve 4+1 dubleks daire seçeneklerinin yer aldığı projenin Eylül 2010′da tamamlanması planlanıyor. Uzun vadeli konut kredisi ile alınan daireler için Teminat Grubu, yüzde 30 peşin ödemek şartıyla vade farksız 12 taksit imkanı tanıyor.

2 bin 800 metrekare arsa içinde, 17 katlı tek blokta 54 daireden oluşan Vizyon Ataşehir’in ortak alanlarında kapalı yüzme havuzu, fitness salonu, spor ve çocuk oyun alanları bulunuyor.
Oldukça merkezi bir noktada yer alan Vizyon Ataşehir TEM otoyoluna 500 metre, Üsküdar’a 2 kilometre, Kadıköy’e 3 kilometre, Boğaziçi Köprüsü’ne 3 kilometre ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne 5 kilometre mesafede bulunuyor.
Lavanta
Mediterra tarafından yapılan Kalkan Lavanta projesi 125 dönüm arsa üzerinde 3 mahallede 190 konuttan oluşuyor. Projede 60 metrekarelik tek odalı penthouse’lardan 363 metrekarelik 5 odalı müstakil villalara kadar 11 ayrı tipte konut bulunuyor. Tek veya çift katlı dairelerin yanı sıra, dublek ve tripleks villaların bulunduğu Lavanta’da 104 bin euro’dan başlayan fiyatlar 780 bin euro’ya kadar çıkıyor.

Projede penthouse’lar 104 bin ile 190 bin euro arasındaki fiyatlardan, villalar ise 238 bin ile 780 bin euro arasındaki fiyatlardan satılıyor. Farklı ödeme seçeneklerinin sunulduğu Lavanta’da yüzde 30 peşin verilmesi durumunda vade farksız 24 ay taksit yapılıyor. Ayrıca, yüzde 30 peşin ve konut teslimine kadar yüzde 30’dan 2 ara ödeme yapılıyor, kalan yüzde 10 da teslimde ödeniyor.
Projede açık ve kapalı yüzme havuzları, SPA, restoran, mağazalar, çocuk oyun alanları, tenis kortu ve fitness merkezinin yanı sıra, internet, güvenlik, teknik servis, helikopter pisti, shuttle bus ve temizlik gibi hizmetler sunuluyor.
Firdevs Evleri
Bilge Çınar Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından İstanbul Beylikdüzü’nde yapılan Firdevs Evleri, toplam 23 bin 500 metrekare alan üzerinde 7 blokta 540 konuttan oluşuyor. Projede 60 metrekare ile 145 metrekare arasında 1+1’den 3+1’e kadar 6 değişik tipte konut bulunuyor. Firdevs Evleri’nde 53 bin 700 liradan başlayan konut fiyatları 129 bin 775 liraya kadar yükseliyor.

Firdev Evleri’nde uygulanan kampanya ile kira öder gibi konut alma fırsatı sunuluyor. Kampanyaya göre konutun yüzde 20’si peşin veriliyor. Kalan miktar 45 ay sıfır faizle satılıyor, 5 tane de ara ödeme yapılıyor. Buna göre 53 bin 700 liradan satılan 1+1 konutlar için 10.740 lira peşinat veriliyor. 2.688 liradan 5 ayrı ara ödeme yapılıyor. Aylık taksitler ise 656 liradan ödeniyor.
Projede peşin verilmesi ya da banka kredisi kullanılması durumunda ise yüzde 6 ile yüzde 10 arasında indirim yapılıyor. İnşaatına yeni başlanan projenin 30 ayda tamamlanarak sahiplerine teslim edilmesi planlanıyor.
Loca İstanbul
Gül Yapı tarafından İstanbul Bahçeşehir’de 14 bin metrekare alan üzerinde yapılan Loca İstanbul, 235 konut, 41 ev-ofis ve 79 mağaza olmak üzere toplam 355 üniteden oluşuyor. Loca İstanbul’da büyüklükleri 83 ile 158 metrekare arasında beyaz eşyalarla birlikte teslim edilecek rezidans dairelerin fiyatları 166 bin dolardan başlıyor. 87 ile 172 metrekare arasında değişen ev-ofisler metrekaresi 2 bin dolardan satılırken, 37 ile 534 metrekare arsındaki mağazalar ise 4 bin dolardan başlayan fiyatlarla satılacak. Loca İstanbul’da satışlarda 24 ay vade farksız taksit yapılırken, projenin tamamı güney cepheli ve göl manzaralı olarak planlandı.

Mimar Metin Hepgüler tarafından tasarlanan Loca İstanbul’da mağazaların Ekim 2009, ev ofis ve dairelerin de Ekim 2010’da tamamlanması planlanıyor. Projede kapalı ve açık yüzme havuzu, fitness merkezi, tenis kortu, SPA, sauna, masaj ve hamam bulunuyor.
Çengelköy’de Mesa
Çengelköy’de Mesa’da büyüklükleri 60 metrekare ile 246 metrekare arasında değişen dairelerin fiyatları 417 bin liradan başlıyor, 1 milyon 343 bin liraya kadar çıkıyor. Mesa tarafından yüzde 30 peşinle 30 aya kadar güncel faiz oranlarıyla taksitlendirilen daireler uzun vadeli konut kredisiyle de alınabiliyor. Dairelerin Nisan 2011′de teslim edilmesi planlanıyor. 100 bin metrekarelik bir alan üzerinde 3’er katlı 46 bloktan oluşan Çengelköy’de Mesa projesinde 1+1 stüdyo tipi dairelerden, 5+1 dublekse kadar değişik seçenekleri içeren 228 adet daire bulunuyor.

Ortak kullanım alanları içinde açık yüzme havuzu, tenis kortu, basketbol ve voleybol sahası gibi tesislerin yer alacak sitenin sosyal merkezi içinde ise kapalı yüzme havuzu, fitness, aletli jimnastik, squash, sauna, çok amaçlı salon, çocuk oyun salonu yapılacak.
Dumankaya Flex
İstanbul Tuzla’da 280 konuttan oluşan Adres projesinin tamamını 26 günde satan Dumankaya İnşaat, yeni projesini İstanbul Ataşehir’de yapacak. Dumankaya Flex adındaki proje tek blokta 87 adet stüdyo ve 1+1 konutlardan oluşacak.

15 katlı olması planlanan Dumankaya Flex, farklı mimarisiyle dikkat çekerken, ev-ofis konseptine de uygun çizgiler taşıyor. Radye temel sistemiyle inşa edilecek bina betonarme karkas olacak. Projede otopark ve lounge’nin yanı sıra çeşitli sosyal ve sportif faaliyetlerin yapılabileceği alanlar bulunacak. İstanbul’un en önemli lokasyonlarından biri olan Ataşehir’deki proje ulaşım açısından da avantajlı bir konumda bulunuyor. İnşaatına bu yıl içinde başlanması planlanan projede konut fiyatları ise henüz belli olmadı.
Aquacity 2010
İstanbul’da Bosphoruscity ve Lagün ile Bursa’da Ottomanors projelerinin satışını sürdüren Sinpaş GYO, son projesine İstanbul Sarıgazi’de başlayacak. ‘Aquacity 2010’ adındaki proje 56 bin 500 metrekare arazi üzerinde yapılacak. 124 bin metrekare satılabilir alanı olan projede 2 etapta toplam 1120 konut bulunacak. Arsa sahipleriyle yüzde 35 oranında hasılat paylaşımı uygulanarak yapılacak Aquacity 2010’da inşaata ve satışlara Mart 2009’da başlanması planlanıyor. Konsept çalışmaları devam ederken, orta ve üst gelir grubundakilere hitap edecek projede fiyatlar ise henüz belirlenmedi.

Şimdiden ön taleplerin toplanmaya başladığı projede diğer projelerde olduğu gibi su ön plana çıkartılacak. Ortasında çok büyük bir göl yapılacak proje, İstanbul 2010 Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında 2010 yılında tamamlanacak. Sarıgazi yerleşim merkezine 2 kilometre uzaklıkta bulunan Aquacity 2010, TEM otoyoluna 3, Şile yoluna ise 1 kilometre mesafede yer alıyor.
Kaynak: Milliyet Emlak
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
“Güzel Kent”te mimari
Salı, Mart 3, 2009 · Kategori: MIMARI ve I_ MIMARI
Tarih: 3 mart 2009 Kaynak: http://www.mimdap.org/w/?p=16354
Stockholm bölgesi master planı mimarlık şirketi archi5’la ödüllendirildi.
Turizm reklamlarında Stockholm’ü tanımlamak için “güzel”den daha uygun bir kelime düşünülemez, çünkü kente “güzellik” hakim. Şimdi ise Nya Årstafältet bölgesinin master plan tasarımı için yapılan tasarım yarışmasının ardından, bu “Güzel Kent”in korunması, Fransız mimarlar archi5 ve peyzaj mimarı Michel Desvigne’nin ‘Arkipelag’ tasarımı ile garantilenmiş oldu.105 hektarlık bir alanı kaplayan master planda, 210.000 metrekarelik bir ofis alanı ile 400.000 metrekarelik konut alanı yer alıyor. Bloklar monotonluk yaratacak gibi gözükse de, ölçek farklılıkları ve simetriden uzak yapıları, yeşil otlakların üzerinde soyut ve tahmin edilemez bir hareket yaratıyor.
Bölgenin çevresi, arkeolojisi, trafiği, geliri ve zonlarının uzmanı 8 uzmandan oluşan ve sorumluluğunun tamamen bilincinde olan jüri, 5 günlük değerlendirme sürecinde hem bireysel hem de gruplar halinde değerlendirmeler yaptılar.
Jüri projeyi şöyle açıklıyor: “Arkipelag, bölgenin doğasını çok iyi inceleyip onu ikna edercesine gelişiyor ve yüksek mimari kalitesi, orijinal özellikleri ile gelecekteki planlama çalışmalarına ilham verecek bir beton kentsel gelişme şekillendiriyor. Diğer bütün yarışmacılardan çok daha başarılı oldukları analizler, gelecekte yapılması düşünülen programlama işleri için çok iyi bir temel hazırlıyor. Arkipleg, blok dokuyu, farklı akslar ve meydanlarda çeşitlilik ve potansiyeller yaratacak biçimde, sofistike bir havayla geliştiriyor. Arkipleg, Nya Årstafältet’i, kent ölçeğinde büyük bir değere dönüştürecek planlama çalışmalarına ise çok iyi bir vizyon kazandırıyor.”
Kaynak: World Architecture News
Çeviri: mimdap
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
“DAST”
Cuma, Şubat 6, 2009 · Kategori: MIMARI VE TEKNOLOJIK PROJE TANITIMI
Tarih:6 Şubat 2009 Kaynak: www.mimdap.org
Mimar: Modostudio, CCDP and Studio Cattinari

İtalyan mimarlar Modostudio, CCDP and Studio Cattinari’den oluşan bir ekip, İtalya Modena’da Ex Fonderie Riunite adı verilen eski bir sanayi alanının karma işlevli bir kamusal alana dönüştürülmesini öngören yarışmada birincilik ödülünün sahibi oldu.

Proje, eski dökümevi kompleksinin, kentin yeni DAST alanına (tasarım, sanat, bilim ve teknoloji merkezi) dönüştürülmesine odaklanıyor. Hedef, Modena kentinde önemli bir tarihi değere sahip bu stratejik alandaki eski sanayi binasının yenilenmesi ve çevresi için de detaylı bir kent planı hazırlanmasıydı.

Modostudio, CCDP and Studio Cattinari’nin önerisi tarihi koruma altındaki bu ofis binalarını, İtalyan işçilerinin tarihi sembolü olarak tutmak üzerine kuruldu. Yenileme, yeni kullanımlar, işlevler ile DAST fakültesi için yeni alanlar yaratmayı içeriyor.

Eski yapının mevcut heyecan verici detaylarını koruyup, dökümevinin planına uygun biçimde ve farklı yüksekliklerde binalar yapılması öneriliyor. Bu yeni hacimler, yeraltından birleştirilecek, aynı zamanda da kuzey ve güney cepheleri delikli altın rengi metalle örtülecek. Bu özel malzeme, binanın geri kalan kısmında çatının karakterini meydana getiren dış kaplamayla aynıdır.

Bu yeni çatının altın rengi, metal malzemenin sertliği ve aynı zamanda delikli yapının yumuşaklığı geçmişi canlandırırken; tamamen dökme metalden yapılmış, içi tarihle dolu bir bina da aynı zamanda yeni işlevin doğuşunun kanıtı olacak.

Kaplama, demir yolundan ve kentin iki yakasını birleştiren hemen bitişikteki köprüden görülebilecek ve Modena’nın simgesi olacak. DAST’ın Tasarım Okulu gibi kültürel noktaları binaya araştırma ve yeniliğe teşvik eden yeni bir özellik katacak. Kompleks ayrıca ticari alanlar ve DAST’ı destekleyecek hizmet alanlarıyla da kent için gün boyunca yaşayan önemli bir merkez haline gelecek.

Yeni kentsel tasarım, ticari, konut alanlarının ve parkların yer alacağı eski binanın hemen önünde yaratılacak olan meydandaki yeni işlevlere erişimi maksimize edecek.

Kaynak: Dezeen
Çeviri: mimdap
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Avustralya’da Yeşil Kentleşme
Perşembe, Şubat 5, 2009 · Kategori: MIMARI ve I_ MIMARI
Tarih: 5 Şubat 2009 Kaynak: www.mimdap.org
Avustralya ile Amerika birçok kültürel benzerlik taşır. Örneğin kökenleri Büyük Britanya’ya dayanmaktadır, iyimserlik ve sömürü mirasıyla kurulu bir “Yeni Dünya” ile otomobil merkezli bir kültür. Ancak Avustralya bu süreçte sürdürülebilir kentsel gelişme konusunda öncü bir rol üstlenirken, ABD’nin daha öğrenecek çok şeyi var.
Daha önce “Green Urbanism” (Yeşil Kentleşme) kitabıyla Avrupa’da sürdürülebilir kentsel gelişmeyi kayıt altına alan Sürdürülebilir Topluluklar uzmanı Timothy Beatley şimdi 2009’da yayınlanacak olan Green Urbanism Down Under (Avustralya’da Yeşil Kentleşme) gözünü Avustralya’ya çeviriyor. Beatley, Avustralyalı sürdürülebilirlik uzmanı Peter Newman ile birlikte yazdığı kitapta, yenilikçi politika üretme, koruma konusunda toplumsal çözümler, son teknoloji yeşil binalar ve daha birçok konuda alan çalışmaları yer alıyor. Aşağıda, bu kitaptan bir bölümü sunuyoruz.

Yeşil Ulaşım ve Arazi Kullanımı
Avustralya kentlerinin, Amerikan kentleri gibi, çoklukla otomobile bağımlı olarak genişleyen arazi kullanım dokuları vardır. Örneğin Brisbane’de ev-iş seyahatlerinin %92’si otomobille, sadece %8’i diğer ulaşım araçlarıyla sağlanmaktadır. Şu anki belediye başkanı cumhuriyetçi parti üyesi Campbell Newman, trafiği rahatlatabilmek amacıyla kendisini bir dizi 5–7 şeritli tüneller yapmaya adamış durumda; halbuki Avustralya’nın birçok büyük kentinde belediye başkanları, araç kullanımını rahatlatmak yerine diğer toplu taşıma biçimlerini geliştirmeye çalışıyor.Avustralya ile ABD hükümetleri arasında arazi kullanımının kontrolü bakımından bazı farklılıklar bulunur. Avustralya’nın metropoliten alanlarının bölge planlamayla birlikte daha güçlü bir planlama sistemi ve çerçevesinden gelen bir tarihi vardır ki bu da daha kompakt bir kentsel forma götürmüştür. Görece geniş kent sınırlarındaki yargılama alanlarında güçlü ve sürdürülebilirliğe dayalı olan bu etkileyici bölge ve kent planlama çabası, hikayenin bir kısmıdır. Newman ve Kenworthy’nin küresel kentler veritabanına göre, Avustralya kent bölgeleri, ABD kent bölgelerine oranla ulaşımda yarı yarıya daha az yakıt harcıyorlar.
Avustralya kentlerindeki toplu taşıma kullanım oranları Avrupa’ya göre ABD’ye daha yakın iken, Sydney, Perth ve Melbourne gibi büyük yerleşimlerde merkezleri güçlendirip raylı sistem ve otobüs hizmetlerine yatırım yapılarak bu kentlerin toplu taşıma merkezli hale getirilmesi planlanıyor.
Perth’te, bölge planı (ağ kenti) ve mevcut raylı sisteme büyük yeni eklemeler ile, bu genişleyen kentin özel otomobile bağımlılığı azaltılmaya çalışılıyor. 1990’larda yılda 8 milyon yolcu olan toplu taşıma kapasitesi 31 milyona çıkarılan yolcu sayısı, toplamda yapılan 400 milyon $’lık yatırımla 2005 yılında da 47 milyon yolcuya yükseltildi. Raylı sistemde son ayak, Perth raylı sistemini 2007 yılı sonunda Mandurah’a ve güneye uzatarak yolcu sayısını ikiye katlamak oldu. Bu demek oluyor ki, bir kentte neredeyse hiç bulunmayan raylı sistem, 15 yıl içerisinde 100 milyon yolcu taşıyabilecek kapasiteye getirilebiliyor. 2001–2006 yılları arasında yapılan ev-iş seyahatleri incelendiğinde, Perth’te özel otomobil kullanımının %15, buna karşı raylı sistem kullanımının ise %44 arttığı görülüyor. Çok az kentte bu kadar belirgin bir değişim yaşanabilir ve bunun ABD kentleri için de mümkün olduğu, Perth’in de en az bir ABD kenti kadar özel otomobile bağlı olduğu düşünüldüğünde anlaşılabilecektir.
Bu yatırımlar “dönüşebilir sürdürülebilir yapı” olarak adlandırılıyor:
Perth’in mevcut bütçesiyle 15 yılda tamamlanan yeni raylı sistemi oldukça köklü bir değişim getirdi. 2 milyar $’a mal olan sistem kente 180 kilometre ve 72 istasyonlu modern elektrikli raylı sistem sağladı; federal fonlardan hiç faydalanılmadı, geçtiği çevre yolunun bütçesi ise tamamen hazine tarafından karşılandı. Birçok araştırmada bu raylı sistemin kenti petrol bağımlılığından kurtardığı ortaya çıktı.
Perth’in raylı sisteme geçiş süreci, Avustralya’nın yeşil kentleşmesinde sivil toplulukların rolünü de ortaya çıkarması bakımından önem taşımaktadır. Kent yönetimi raylı sistemi 1979’da kapatmış ancak bu durum nelere ulaşılabileceğine dair yeni bir vizyon yaratmak üzere çok güçlü bir sivil hareketi de beraberinde getirmiştir.
Bundan sonra gelişen birçok toplu taşıma merkezli yerleşimler de Perth raylı sistem modelinden faydalanılarak oluşturulmuştur. Bunlar arasında en iyi örnek ve umut veren bir model olarak Subi-Centro’yu gösterebiliriz. Subiaco kentinde yer alan eski bir sanayi bölgesi olan bu 80 hektarlık bölge kompakt, yürünebilir, görece yoğun ve kilit hareket noktası yeraltı raylı sistem olan bir kentsel yerleşime dönüştürülmüştür. Proje sonucunda 2 bin kişiye konut, 3-4 bin kişiye iş imkanı ile 80.000 metrekare ticari alan yaratılmıştır.

Subi-Square istasyonunun hemen yanında karma kullanımlı bir ofis, mağaza, restoran ve tam hizmetli bir market bulunan merkez kurulmuştur. Ortak kullanım alanları, çocuk parkları ve gezinti yerlerinin tamamı konutlara yalnızca birkaç dakikalık yürüme mesafesindedir.

Subi-Centro’nun tasarım kriterlerindeki başarı, fiyatların ve talebin yükselmesiyle pazarda ödüllendirilmiş oldu. Buradaki hizmetler ve yaşam kalitesi gerçekten etkileyici. Ve bunu gerçekleştirmek için kullanılan planlama araçlarıysa gerçekten dikkate değer. Parlamento 1994’te Subiaco Yeniden Gelişim Ajansı’nı kurdu ve daha önemlisi bu ajansı yerel plan koşullarından ve ihtiyaçlarından muaf tuttu. Ulusal hükümetin “Daha iyi Kentler İnşa Etme” programı da istasyonun yeraltına yapımı için fon sağladı ve böylece istasyonun üzerinde ve çevresinde daha kompakt ve yoğun bir arazi kullanımı sağlandı.Buradaki toplu taşıma odaklı gelişimin başarısında bir etken de özel yatırım oldu. Kentin yatırımı 130 milyon Avustralya Doları iken özel sektör yatırımı 500 milyon Avustralya Doları’nı bulmuştur. Subiaco Yeniden Gelişim Ajansı da ayrıca kaliteli bir kentsel formu garantilemek amacıyla etkileyici tasarım kriterleri hazırladı. Bu kriterlerden bazıları da şunlardır:

— Forma bağlı ilkeler, her bina farklı olmasına rağmen görsel olarak uyumlu bir gelişimi garantilemiştir. Sonuçta ortaya çıkan orta yoğunluklu kentsel form bugün Yeni Perth stili olarak adlandırılmaktadır. Brooklyn sokak dokusu hissi veren ve daha fazla yürüme alanı yaratan, garajı arkasında yer alan binalarıyla büyük ölçüde kentsel bir karakteri vardır.
— Konutların %10-15 kadarının sosyal konut olmasını öngören Konut Yoğunluğu Politikası, Subiaco Yeniden Gelişim Ajansı tarafından da benimsendi.
— Geniş bisiklet yolu ve yaya yolu ağları ile geniş kamusal alanlar gerekli görüldü. Subi-Centro’nun popülerliği, buna bağlı gelişen diğer projelerin çokluğuyla da kanıtlanmış oldu.Kaynak: World Changing
Çeviri: mimdap
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Azerbaycan’ın karbon nötr Zira Adası
Çarşamba, Şubat 4, 2009 · Kategori: MIMARI VE TEKNOLOJIK PROJE TANITIMI
Tarih: 4 şubat 2009 Kaynak: www.mimdap.org
Hazar Denizi’nde yer alan 1 milyon metrekarelik Zira Adası, yakında inanılmaz bir eko-toplum ve sürdürülebilir tatil yeri inşaatına sahne olacak. Danimarkalı BIG Architects tarafından master planı yapılan karbon nötr eko-ada Azerbaycan’ın 7 tepeli yapısı ve dağlık ekosistemine uygun yapılıyor. Başkent Bakü’nün körfezinde yer alan Zira Adası, büyüyen metropolün yat limanı olacak ve bu kadar petrole bağımlı bir bölgede yalnız rüzgar ve güneş ile nasıl yaşam sürdürebileceğinin örneği olacak.


BIG Architects’in tasarladığı ada, Azerbaycan’ın 7 tepesinden esinlenilerek 7 temel yapının birbirine patikalar, yeşil alanlar ve kıyı şeridiyle bağlanmasıyla oluşturulmuş. Her birinde bir konut gelişimi ve kamusal alan yapılacak olan Yedi Tepe’de aynı zamanda merkezde bir golf sahası ve yakınında da 300 villa bulunacak. Zira’nın organik yapılardan oluşan yeni silueti, adanın doğal topografyasında yükselen dağ sıralarını andırıyor.

Tüm dünyada bugün Masdar, Rioja, Dongtan gibi bir çok karbon nötr topluluklar geliştiriliyor. Her biri de, karbon kaynaklı yakıtlardan tamamen bağımsız yeni yaşam biçimleri sunuyor. Zira Adası bir kentten çok bir tatil köyü gibi ancak yine de aynı sürdürülebilirliği sunabiliyor ve adanın ısınması ve enerjisi de güneş, rüzgar ve sudan sağlanacak.


Hazar Denizi’nin çevresinde batırılan ısı pompaları, adadaki binaları ısıtıp soğutacak ve Güneş Enerjili Sıcak Su toplayıcıları da mimariye eklenerek sıcak su elde edilecek. Işığa maruz kaldığında elektrik üreten cepheler de stratejik olarak açılandırılacak, çatılarda elektrik üretilecek ve Hazar Denizi’nde rüzgar tarlası yapılarak yeni ve sürdürülebilir enerji kaynağı kullanımına yönelinilecek.

İçme suyu tuzlu su arıtma sistemiyle elde edilirken, atık su arıtma tesisi de kurulacak. Katı atıklarsa gübre şeklinde tekrar kullanılacak. Tropik bir çevre yaratmak amacıyla birçok ağaç ve bitki dikilecek ancak halen adanın çöp ve yiyecek sorununun nasıl çözümleneceği henüz belli değil.


Kaynak: Inhabitat
İstanbul’un ahşap evleri ‘oda oda üzüntü’ dolu
Pazar, Şubat 1, 2009 · Kategori: HABERLER_Ekolojik_ Bilimsel _alismalar v_b__
Tarih: 6 aralık 2008 Kaynak: www.mimdap.org
İstanbul, ahşap bir rüyaydı çok zaman önce. Gün geldi bu rüya, y(a)ıkıldı. Ne cumbalı evlerde mutlu yüzler vardı artık ne de pencere kafeslerinden süzülen bakışlar…
Aşı boyalı yorgun evler bir bir el etek çekince, modern zamanların insanı kutu kutu daracık evlere sığındı. İstanbul silüetinde ne yazık ki izine artık pek az rastlanabilen bu ahşap konutlar, hafızalardaki yerini bir masal gibi hâlâ koruyor. Pek çoğumuz bu tür yapılarda yaşamamış olsak da kulağımıza fısıldanan anılar, yazarların, şairlerin kaleminden düşen metinler onlarla aramızdaki bağı canlı tutuyor. Bir şiirin dizeleri gibi zarif ve narin ahşap evlerden geriye çok az bina kaldı; ancak Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ‘Ahşap İstanbul; Konut Mimarisinden Örnekler’ adlı sergiyle ‘ahşap bir rüya’ya davet ediyor. Sergi, Eski Boğaziçi’nin muhteşem yalılarından Zeyrek’teki küçük burjuva konutlarına kadar İstanbul manzarasında 20. yüzyıl ortalarına kadar son derece belirgin olan ahşap yapılara ışık tutuyor.
Amcazâde Hüseyin Paşa Yalısı, Sadullah Paşa Yalısı, Halet Çambel Yalısı, Kıbrıslı, Mazlum Ağa Köşkü, Kayserili Ahmed Paşa Yalısı gibi ahşap yapıların ele alındığı sergide fotoğraflar, maketler, planlar ve bu konutların yapımında kullanılan aletler yer alıyor. İstanbul ahşap mimarlığının günümüze ulaşabilen nadir örneklerinden bir seçkiyi izleyiciyle buluşturan sergi, şehircilik, mimarlık ve sanat tarihi alanlarında araştırma yapanların yanı sıra İstanbul’u seven ve merak eden herkesin ilgisini çekeceğe benziyor. Sergide yer alan fotoğraflar, Behçet Necatigil’in “Evlerin çoğu eskidi gitti, tamir edilemedi,/ Evlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi./ Kimi hayata doymuş göründü,/ Bazıları zamana uydular./ Evlerin içi oda oda üzüntü,/ Evlerin dışı pencere, duvar.” dizelerini akla getiriyor. Çünkü fotoğraflardaki evlerin pek çoğunun yerinde de şimdilerde yeller esiyor. Hâlbuki o ahşap konutları Tanpınar şöyle anlatır; “İstanbul’un asıl iç manzarasını, şahnişinleri, cumba ve çıkmalarıyla, saçak ve sayvanlarıyla, bir kadife gibi yumuşak çizgileri ve süsleriyle çok renkli olan bu sivil mimari yapardı”.
Sergiyi gezmeye niyetliyseniz Necatigil’in ‘Evler’ adlı şiirini bir kez daha okuyup yola koyulun. Salona yayılan ‘oda oda hüzün’ o zaman daha anlamlı gelecektir. Sergi 15 Mart 2009′a kadar gezilebilir. (0212 334 09 00)
Kaynak: Zaman
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
